‘Başka şubemiz yoktur’… Lokantalar arasında ASPAVA yarışı

ASPAVA.

Aslında bir akrostiş.

Açılımı:

Allah

Sağlık

Para

Afiyet

Versin

Amin

Aynı zamanda…

Dönerin dürüm edilip salça sosu ile sunumu ile bambaşka bir lezzete dönüşen yemeğin ismi.

Aynı şekilde Ankara’da bir restoran kategorisi ismi.

Açıkçası Ankara’da ASPAVA diye bir kültür var ve bu kültür Türkiye genelinde yeteri kadar irdelenmiyor. Ülkemizde bir ürüne verilen ismin bir restoran kategorisi ismine dönüşmesinin pek de örneği yok oysa ki. Hele ki o sözcüğün mucidi bir roman yazarı ise.

Peki ASPAVA ismi nereden geliyor?

1950’li yıllarda Milliyet Gazetesi’nde yazarlık yapan Ümit Deniz’in “Sessiz Harp” isimli polisiye romanında karakterler arasında şöyle bir konuşma geçer.

“Ses çıkarmadan kadehine uzandı. Mahzun mahzun gülümseyip yüzüme baktı.

– Sıhhatinize…
ASPAVA…
– O da ne demek?
– Arkadaşlar aramızda bunu kullanırız. “Allah Sıhhat, Para, Aşk Versin Amin” demektir. Bunların baş harflerini toplayınca bu kelime meydana çıkar.
– Güzel. Öyleyse ASPAVA.”

Ümit Deniz’in romandaki Murat Davman karakteri roman içerisinde kadeh kaldırırken sürekli bu sözü söyleyince ASPAVA aslında “Şerefe” ya da “Sağlığınıza” yerine geçen bir sözcüğe işaret ediyor.

ASPAVA sözcüğünün mucidi Ümit Deniz’in vefatının ardından bu sözcük rahmetli gazetecinin arkadaşları tarafından da kullanılmaya devam ediyor. Böylece ASPAVA sözcüğünün kullanımı yaygınlaşıyor. İnsanlar zamanla bu sözcüğü iyice benimsiyorlar. Hatta sokakta dilenciler ellerinde “ASPAVA” yazan kartonlarla dolaşmaya başlıyorlar. Yeni kurulan işyerleri isim olarak ASPAVA’yı tercih ediyorlar. ASPAVA bugünün değişiyle Internet olmayan ortamda bir “Meme” haline geliyor.

Elbette lokantalar da bu ASPAVA ismini kapma furyasından nasibini alıyorlar.

Ve 1962 yılında milli güreşçimiz Mahmut Atalay “Aspava Şöhretler Pide ve Kebap Salonu” adıyla ilk ASPAVA lokantasını tescil ettiriyor. Lokantacı esnaflar arasında yaygındır, fazla düşünmezler. Bir ürün ya da işletme iyi iş yapıyorsa, aynı konsepti ve hatta kategorik ismi olduğu gibi kopyalayıp benzer restoranlar açarlar. Hatta aşağı yukarı aynı caddeye ve sokağa…

Bu kez yine aynısı oluyor ve ASPAVA sözcüğünün önüne ve arkasına yeni kelimeler ekleyerek Ankara başta olmak üzere Anadolu genelinde ASPAVA restoranları açılmaya başlanıyor. Hatta ilk ASPAVA temsilcisi Mahmut Atalay’ın yanında çalışan ve daha sonra ayrılan ustalar bile kendi ASPAVA restoranlarını açmaya başlıyorlar. Böylece tabii ki lokantalar arasında ASPAVA savaşları başlıyor.

Bugün ülke genelinde yüzlerce ASPAVA lokantası var.

Ankara’da ASPAVA’cıların yan yana olduğu sokaklar, caddeler var. Hepsinin kapıda çığırtkanları var, sizi kendi lokantalarına davet ediyorlar. Sorsanız hepsi en öz-hakiki-gerçek-asıl ASPAVA yapan yerler.

Nereden nereye değil mi?

Yazar Ümit Deniz “ASPAVA”yı “Şerefemize” ya da “Sağlığımıza” sözcükleri yerine dönüştürmeye çalışırken ASPAVA üzerine salça sosu dökülen dürüm dönere ve hatta bir restoran kategorisi ismine evriliyor.

“Neye niyet neye kısmet.” tam da bunun üzerine söylenmiş bir deyim.

Bilmiyorum bugün masalarda kadeh kaldırılırken karşısındakine “ASPAVA” diye seslenen birileri var mı?

Sanırım yok. Eğer öyle olsaydı günümüzde “ASPAVA” isimli birçok meyhane olması gerekirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx